24 Mayıs 2015 Pazar

: HENRY FORD Sözü ve Anlamı :


Hayatta hiç hata yapmamış birisi zaten hiçbir işe başlamamış demektir. 
HENRY FORD 


Eğer hayata  dahi bir adım bile atmadıysak  bu bizim için ve insanlık için kötü bir şey demektir.
Zaten bir şeye başladığımızda o konu hakkındı bilgi toplamazsak hayal kırıklığına uğrayabiliriz.
Bu yüzden hayata adım atıp bir konu hakkında bilgi toplarsak yanlış olsa bile bize verdiği bilgilerin önemli olduğunu anlayabiliriz. Aslında bana göre hayatta bir şey yapıp yanlış yapmak benim için önemli değildir çünkü yanlışlarımızı öğrenip tekrar yapamamaya çalışabiliriz.


26 Şubat 2015 Perşembe

:D My Life :D


MY LİFE 


My name is Ömer. I am 16 years old. I will want married. I will want to two chılds.
They are  names Poyraz and Yeliz . I will buy villa. I will buy a audi a6 car .,
I going to universtiy.
I will work English teacher . :D Not the .I will work riot games  .
I going to China Because the chinese love .
I will live Paris.I will want help poor .






7 Ocak 2015 Çarşamba

Türk Edebiyat Performansı <Şiir İnceleme>

Ben şiirimi YUNUS EMRE'NİN şiirlerinden seçtim. Şiirim <BİR ŞARAPTAN İÇMEK GEREK>

Bir şaha kul/ olmak gerek       a
Hergiz mazu/olmaz ola         b
Bir eşik/ yasdanmak gerek      a       çapraz uyak
Kimse elden/ almaz ola          b

Bir toy toylamak /gerek         a
Bir soy soylamak/ gerek        a
Bir sözü /söylemek gerek      a      düz uyak
Melekler de/ bilmez ola         b

Bir kuş olup/ uçmak gerek    a
Bir kenara /geçmek gerek     a
Bir şaraptan/ içmek gerek     a     düz uyak
İçenler de/ aymaz ola           b

Çevik bahri/ olmak gerek       a
Bir denize/ dalmak gerek       a
Bir gevher/ çıkarmak gerek    a    düz uyak
Sarraf anı/ bilmez ola            b

Bir bahçeye/ girmek gerek     a
Teferrücler/ etmek gerek       a
Bir gülü/ yıylamak gerek        a    düz uyak
Hergiz o gül/ solmaz ola       b

Kişi aşık /olmak gerek           a
Maşukunu/ bulmak gerek      a
Aşk oduna/ yanmak gerek     a     düz uyak
Ayruk oda /yanmaz ola         b

Yunus imdi/ sen tek otur      a
Dava manasını yetür           a
Özü gibi/ bir er götür          a      düz uyak
Hiç cihana/ gelmez ola         b
..................................................................................................................................................
   A.ŞİİRİN BİÇİM YÖNÜNDEN İNCELENMESİ
1.Nazım biriminin (dörtlük,beyit) belirtilmesi.
1.BİR ŞARAPTAN İÇMEK GEREK şiiri dörtlük şeklinde yazılmıştır.


2.Kaç dörtlükten veya kaç beyitten olduğu belirtilmesi.
2..BİR ŞARAPTAN İÇMEK GEREK şiiri  yedi dörtlükten oluşmuştur.

3.Şiirin ölçüsü ve durakların belirtilmesi.
3. HECE ÖLÇÜSÜ 8'Lİ  (/) DURAKLARI BELİRTTİM.

4.Kafiye (kafiye çeşitleri belirtilecek ) ve rediflerin gösterilmesi.
4.erek redif         maz redif

5.Kafiye şeması belirtilmesi.
5.(KAFİYE ŞEMASINI YUKARIDA BELİRTTİM.)

    B.ŞİİRİN İÇERİK YÖNÜNDEN İNCELENMESİ 
1.Anlamı bilinmeyen kelimeler ve deyimlerin açıklanması.
1.şaha: önder,lider  hergiz: asla mazul: kovulmuş bahri: deniz ördeği 

2.Şiirin bölümler halinde açıklanması(kıta, dörtlük, beyit.)
2.

3.Şiirin ana duygusu (tema) belirtilmesi.
3.Aşk,özgürlük.

4.Şiirin dil ve anlatım özellikleri açıklanması.
4.

5.Şiirin türü hakkında bilgiler verilmesi.
5.Lirik şiiri ele almıştır. Çünkü aşk anlatılmaktadır.

     C.ŞAİRİN HAYATI , SANATI VE ESERLERİ HAKKINDA BİLGİLER 
Yunus Emre
Yunus Emre (d. 1240 - ö. 1321), Anadolu´da Türkçe şiirin öncüsü olan mutasavvıf bir halk şairidir. Büyük bir Türk İslam düşünürüdür.

Hayatı
Hayatı ve şahsiyeti hakkında pek az şey bilinen Yunus Emre, Anadolu Selçuklu Devleti´nin dağılmaya ve Anadolu´nun çeşitli bölgelerinde küçük-büyük Türk Beyliklerinin kurulmaya başladığı 13. yüzyıl ortalarından Osmanlı Beyliği´nin kurulmaya başladığı 14. yüzyılın ilk çeyreğinde Orta Anadolu havzasında doğup yaşamış bir şair ve erendir. Yunus Emre, uzun bir süre Hacı Bektaş-ı Veli Dergâhında çile doldurmuş ve dergâha hizmet etmiştir.

Sanatı

Başka Yunus'lar
Bir Usanmaz Ozan
Bütün Zamanların Şairi
Coşkunun Şiiri
Halkın Şairi
Şiir ve Poetika
Sözü Pişirmek
Sözün Yüzünü Örtmek
Yunus'un Takipçileri

Eserleri

"Yunus Emre'nin Risâleltü'n-Nushiyye adında bir mesnevisi ve şiirlerini topladığı bir Divan'ı bulunmaktadır."
Azmi BİLGİN
Yunus Emre eser bırakan sûfi şairlerdendir. Onun bugün için bilinen iki eseri vardır. Bunlardan "Risalet-el Nushiyye", Mesnevi nazım şekliyle yazılmış, manzum, didaktik, nasihatnâme tarzında bir eserdir. Toplam 563 beyittir. Başlangıç kısmında aruz ölçüsünün fâilâtün/fâilâtün/fûilün diğer bölümlerinde, mefâilün/mefailün/fâilün kalıpları kullanılmıştır. Eserin sonlarına doğru yer alan
"Söze tarih yedi yüz yidiydi
Yunus canı bu yolda yidiydi"
beytinden hareketle yazılış tarihinin H. 707/M. 1307 olduğu sanılmaktadır. Buna göre Yunus Emre bu eserini vefatından on iki-on üç yıl önce yani olgunluk yaşlarında yazmıştır.
Bu eser, Yunus'un asıl bilge yönünü, tasavvuf kültürüne vukufiyetini ve onunla yakın temasını gösterir. Ayrıca Yunus'un " ümmi, yani tahsil görmemiş bir şair olmadığını, aksine çok esaslı bir kültüre sahip olduğunu, tam anlamıyla ahlakçı bir mutasavvıf hüviyetiyle edebiyat ve kültür tarihimizde seçkin bir yer tuttuğunu, diğer taraftan sadece bir derviş değil, asıl tam bir mürşid, rehber, yol gösterici olduğunu ve özellikle akla verdiği büyük değeri, önemi açıkça ortaya koymakta, akıl ile gönül sentezini de başarıyla gerçekleştiğini göstermektedir." Önder Göçgün, Dünden Bugüne Yunus Emre, s.66. Nihat Sami bu eseri dolayısıyla Yunus'un bir mürşit sıfatıyla da çalıştığını belirtir.
Risalatü'l-Nushiyye'nin üzerinde bugüne kadar pek fazla durulmamıştır. Bunda dilinin de etkisi vardır. Zira bu eserde Divan'a göre Arapça, Farsça kelimeler bir hayli yer tutmaktadır. Ayrıca eserin sembolik bir anlatımı vardır. Soyut kavramlar kişileştirilmiştir. Yine eserdeki destani üslup da dikkati çekiçidir. Çünkü baştan sona kadar iyi huylarla kötü huyların savaşı yer almaktadır. Bu özellik Yunus'un yaşadığı çağa da uygun bir özelliktir. Çünkü o çağda da böyle bir kavga vardır.

Eserde didaktizmin ağır basması, lirizmi geri plana itmiştir. Bu yüzden "san'at değeri bakımından Divan'ı ile ölçülecek nitelikte değildir.". Yani "Hissi değil fikri, öğetici" bir eserdir." Zaten Yunus bu eserinde "kendi duygularını değil genellikle insanoğlu'nun hâlini ortaya koyar." Fakat tasavvufun temel kavramlarını, ana meselelerini bir bilgin sıfatıyla açıklaması yönüyle çok önemlidir. Banarlı'nın yorumuna göre bu durum Yunus'un "bir mürşit sıfatıyla da çalıştığını göstermektedir." Zira Yunus'un bu eserde ele aldığı kavramlar, dün olduğu gibi bugün de önemini koruyan kavramlardır. Allah'a duyulan özlem, O'na inanmak ve güvenmek, sabırlı olmak, onurlu olmak, cömertlik, haya sahibi olmak... Öbür yanda riya, acelecilik, büyüklenme, şehvet, öfke, cimrilik... gibi diğerlerine zıt huylar ve bunlar arasındaki mücadele insanlığına ezeli ve ebedi meseleleridir.
Risalatü'l-Nushiyye Yunus'un nasıl bilgi seviyesini gösteriyorsa Divan'ı da şairlik gücünü gösteren bir eserdir. Şiirleri çeşitli coğrafyalarda dilden dile dolaşan Yu-nus'un bizzat kendisinin eserini tertip edip etmediğini kesin olarak bilmemekteyiz. A. Gölpınarlı O'nun:
Yunus oldum ise adım ne acep
Okuyalar bu benîm divanımı
ya da
"Yunus miskin anı görmüş eline bir divan almış
Âlimler okuyamamış bu ma'niden duyan gelsin
gibi beyitlerinden hareketle "kuvvetle ihtimal dahilindedir ki bahsettiği divanını, bizzat kendisi yazmış olsun. Esasen şiirleri, kendisi tarafından, yahut kendi yaşarken toplanmamış olsa eski divan nüshâlarına rastlamamız icap ederdi" sonucuna varmaktadır. Köprülü ise eldeki nüshâların son asırlara ait olduğunu belirterek "Yunus divanı kendisinden asırlarca sonra, ona bağlı bir derviş tarafından tertip ve tanzim edilmiştir" demektedir.
Yunus Divanı'nın ortada pek çok yazma nüshâları vardır. Bu eserlerde yer alan şiirlerin tamamım ona ait görmek mümkün değildir. "Yunus'tan sonra ve Yunus tarzında söylenmiş daha birçok şiirlerin, Yunus'un sanılarak bu nüshâlara ilave edildiği muhakkakıtır."
Divan'daki dil Azeri lehçesiyle büyük bir yakınlık ve benzerlik içindedir. Türkçe, Yunus'ta bu çağın edebî dili haline gelmiştir. Bunda Türkçenin işleniş şeklinin, felsefi düşünceleri ifade edici bir özelliğe ulaştırmanın payı büyüktür. Bu bakımdan Yunus'u Eski Anadolu Türkçesinin en büyük temsilcilerinden biri saymak gerekir.

Yunus, divanında hem hece hem de aruz ölçüsünü kullanmıştır. Daha çok şöhret kazanan şiirleri hece vezniyle yazılmış olanlarıdır. Bu şiirlerde hece ölçüsünün hemen her kalıbı kullanılmıştır. Öbür yandan Divan'da mesnevi, gazel, musammat şeklindeki divan nazım biçimlerine de rastlanır.
Kafiye konusunda genellikle Halk ve tekke şiirindeki geleneğe uyularak daha çok yarım kafiye kullanılmış ve redife baş vurulmuştur. Nazım şekli genellikle dörtlüktür. Nazım birimi olarak zaman zaman beyit de kullanılmıştır. Divan'daki şiirlerde mecaz ve mazmun özellikleri de dikkat çekicidir. Bunlar arasında Halk şiiri geleneğinde yer alan ortak mecazlara, sembollere, rastlanmakla birlikte ol-dukça orijinal olanları da vardır. Çok sık kullanılan imaj ve semboller "ekincilik, bağ ve bahçecilik hayatından alınanlardır". Dolayısıyla benzetmeler de hep tabiata dayalıdır. Derviş, meyveli bir ağaçtır. Diken asiliği, gül uysallığı ve olgunluğu temsil eder. Şair, bülbüldür, temizlenmemiş gönül dikenli bir bahçedir. Aşksız adam odun misalidir.
Yunus'un şiirlerinde İslam şairi niteliğine uygun olarak sanat kaygısı değil din gayreti ve tasavvuf neşesi hakimdir. Fakat bu durum, şiirlerinin birer sanat şaheseri olmasına engel teşkil etmemiştir. Söz yoğunluğu, rahat söyleyişlenen belli başlı konular ise, İslam'ın inanç, ibadet esaslannın yorumu, aşk, fanilik, ölüm, gurbet, tabiat, hasret gibi temalar ve ahlakî öğütlerdir.
Yunus'un şiirini dünden bugüne getiren özellik, sağlam bir düşünceye bağlı olmasıyla birlikte bu düşünceyi üstün bir sanat gücüyle ifade etmiş olmasıdır.

4 Ocak 2015 Pazar

Mevlana ' nın Özlü Sözleri

1.Hz. Mevlana şöyle seslenmiştir insanlığa:
"Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel.
İster kafir, ateşe tapan, putperest ol yine gel
Bizim bu dergahımız ümitsizlik dergahı değildir
Yüz defa tövbeni bozmuş olsun da yine gel."
   Bu sözün de Mevlana bütün insanlığa şöyle der ki ;
İnsanlar ister ateşe tapan , kafir , putperest ol yine de gel diyor İslam dini çünkü tüm dinleri hoşgörüyle karşılar. 
2.Ya olduğun gibi görün,
Ya da göründüğün gibi ol.

Bir insan hiç bir zaman huyundan vazgeçmemeli , karşıdaki kişileri kendi karakteriyle karşılık vermesi anlamına gelir bence . :)


3.Güzel söyle de halk, yüzyıllar boyunca okusun.
    Tanrı'nın dokuduğu kumaş ne yıpranır, ne eskir.

1.Dize de Peygamber efendimiz(s.a.v) söylediği sözler aklıma geldi
2.Dize de Allah (c.c) gönderdiği vahiyler aklıma geldi.

4.Ben kilitten seslenen bir kapı anahtarı gibiyim sanki.
Sanır mısın ki benim sözüm sadece bir sözdür.

Cennet kapısını benimsemiş olabilir.

5.
  • Gönlü aydın bir kişiye kul olmak, padişahların başına tâc olmaktan iyidir.
  • Gönlü aydın bir kişiye kul olmak dediğinde aklıma Allah (c.c) kullarından ol diyor bence,
  • Padişahların başına tâc olmaktan iyidir , demek istediği padişahların emri altında kalam , kölesi olma diyor bence .